Ağaç



Bütün ağaçlar tohumdan çoğalır. Kök salmış bir meşe palamudu, yeni bir meşe ağacının büyümesini sağlayacak olan meşe tohumudur.
ağaç

Toprak içindeki tohum nemi soğurur ve yavaş yavaş şişmeye başlar. Eğer tohum uygun bir sıcaklık
ve yeterli ölçüde oksijen elde edebilecek durumdaysa büyümeye başlar. Şişmiş haldeki tohum bir süre sonra yarılır ve bir uç verir. Bu uç, kök biçiminde toprağın içine doğru yayılarak gittikçe büyür. Kökün büyümesi, yerçekimi nedeniyle toprağın derinliklerine doğru olur. Büyümekte olan kökler, bir süre sonra tohumdan filizlenmiş olan körpe fidanın toprağa sıkıca bağlanmasını sağlar. Tohumdan, kökler dışında bir başka sürgün daha çıkar ve büyüyerek ağaç gövdesi biçimine dönüşür. Bu sürgün, köklerden farklı olarak yukarı doğru büyür. Gittikçe büyüyerek zamanla yaprak açar. Yapraklar, ağaçlara fotosentez yolu ile besin sağlar.

Yumurta



Yumurta, yumurtlayan hayvanların dışarıya verdikleri üreme gözesidir. Uygun koşullar altında tutulan yumurta gelişerek yavruyu meydana getirir.

yumurta

Yumurta annenin yumurtalıklarında oluşurken içine besin depolanır. Embriyo bu besini kullanır. Yumurtada besin oranı ne kadar yüksek olursa embriyonun büyüme hızı da o kadar fazla olur. Bu-na bağlı olarak kuş ve timsah yavruları yumurtadan çıktıkları zaman oldukça gelişmiştirler. Anne ve babalarına benzerler ve bir süre sonra kendi gereksinmelerini karşılayacak duruma gelirler. Buna karşılık, kurbağa ve kelebek gibi hayvanların yumurtalarında fazla besin bulunmadığı için embriyo yumurtada diğerinden daha az bir süre kalır ve yumurtadan çıktığı zaman larva biçimindedir ve anne-babaya benzemez. Larva daha sonra erginliğe erişir.

Yerçekimi



Dünyanın, yakınında bulunan bütün cisimleri kendi merkezine doğru çeken kuvvetine yerçekimi denir.

yerçekimi

Atmosferi, okyanusları ve yeryüzündeki öbür cisimleri tutan kuvvet bu yerçekimidir.
Çekme kuvveti sadece dünyaya özgü değildir. Bir kütleye sahip olan her cisim (dağ, kaya, toplu iğne hatta bir atom) öbür maddeler üzerine çekim kuvveti uygular. Güneş dünyayı ve öbür gezegenleri yörüngelerinde tutmayı kendi çekim kuvveti ile başarmaktadır. Bir cismin çekim kuvveti, o cismin kütlesiyle artar. Güneşinde içinde bulunduğu, milyonlarca yıldız, gaz ve tozdan oluşan ve galaksi denilen sistem de bu kütlelerin karşılıklı çekim kuvvetiyle ayakta durmaktadır.

Yay




Bir kuvvetin etkisiyle biçim değişikliğine uğrayan ve kuvvet kalktığında tekrar eski durumuna dönebilen madenden yapılmış bir makine parçasıdır.


Her bir ayrı bir iş için yapılmış farklı yay türleri vardır.
Düz yaylar Çelik lamaların kat kat istiflenmeleriyle yapılır. Yay iki ucundan ya da ortasından tutturulur. Düz yaylar taşıtların süspansiyon düzeneğinde kullanılır. Engebeli bir yolda oluşan sarsıntıları yumuşatır ve aracın yola daha iyi tutunmasını sağlarlar.

Disk yayları Çok sayıda madensel diskin özel bir biçimde dizilmesiyle yapılır. Sıkıştırmalı yayların en iyisi olan disk yayları bağlanacak parçaları bir arada tutmakta kullanılır.

Zemberek yayı Saatlerin içinde bulunur. Kurulan yayın enerjisi akrep ve yelkovanı çalıştıran hare-ket enerjisine dönüşür.
Burulma yayları Bir ucu tutturulmuş, öbür ucu dönebilen madensel çubuklardır. Serbest uç döndürülürse çubuk burulur ve bir yay gibi esnek enerji depo eder. Büyük burulma yayları araçların süspansiyon düzeneklerinde kullanılır.

Sarmal yaylar Aynı görevde kullanılmakta olup, düz yaylara göre daha hafif olurlar. Bisiklet selesi altında sarmal yay bulunur.

Yağmur



Havadaki buharının su damlaları biçiminde yere düşmesi olayıdır.

yağmur

Yeryüzünde sürekli bir su buharlaşması vardır. Buharlaşmanın en yoğun olduğu bölge, sıcaklığın en yüksek olduğu ekvator bölgesidir. Su buharı sudan daha hafif olduğu için atmosfer içinde yükselir. Atmosfer içinde yükseldikten sonra rüzgarlar tarafından çeşitli yerlere taşınır.

Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı azalır. Yükselen havanın sıcaklığı belli bir dereceye düştüğü zaman içerdiği su buharı yoğunlaşmaya başlar. Havada küçük su damlacıkları oluşur. Bu damlacıklar küçük buz parçacıklarına dönüşebilirler. Böylece bulut meydana gelir. Bir bulut içindeki yoğun-laşma devam ederse küçük damlacıklar daha büyük damlacıklara dönüşürler. Bu damlalar yeterin-ce büyük oldukları zaman, buluttan düşerler. Damlalar, bulutun altında daha ılık bir hava katmanı içine düştükçe yeniden buharlaşmaya başlar. Bazen, yere düşmeden bütünüyle buharlaşırlar. Fakat çoğunlukla yağmur biçiminde yeryüzüne ulaşırlar. Bulutta bulunan buz parçacıkları da yağabilir. Bulutun altındaki hava sıcak ise, buz parçaları su damlacıklarına dönüşür.

Vida



Döndürülerek bir yere sokulan burmalı çivilere denir.

vida

Vidalardaki sarmal biçimli çıkıntılara diş adı verilir. İki diş arasındaki uzaklığa ise vida adımı denir. Vidanın bir ağaç parçasına döndürülerek sokulması sırasında, tam bir dönme yapmasıyla vidanın ağaç içinde alacağı yol vida adımına eşittir
Vidalar parçaları birbirine bağlamaktan başka bir makine olarak da iş görmektedir.
Ör:Bir torna makinesinde bulunan dev vidanın (ana mil) dişleri döndükçe puntanın gövdesi de düzenli bir şekilde ilerlemiş olur.

Vakum



İçinde pek az madde bulunan ya da hiç bulunmayan ortama vakum adı verilir.

vakum

Başka bir anlatışla vakum, uzayın madde ile dolu olmayan bir bölümü, yani boşluktur. Atmosferin dışındaki boşluk tam bir vakum olarak örnek gösterilebilir. Eğer bir ortamda bulunan madde, oradan bütünüyle uzaklaştırılacak olursa bu ortam tam bir vakum oluşturmuş olur. Üzerinde yaşadığımız dünya üzerinde tam bir vakum gerçekleştirilemediği için kısmi bir vakum söz konusu olmaktadır.

Kısmi vakumdan bilim ve teknolojide yararlanılmaktadır. Buna örnek olarak elektrik süpürgesini gösterebiliriz. Elektrik süpürgesinde kısmi vakum oluşturan bir pervane bulunmaktadır. Kısmi vakum elektrik süpürgesinin içindeki havanın dışarı sürüklenmesi sonucunda elde edilir. Böylece toz ve kirler hava ile birlikte elektrik süpürgesinin içine çekilmiş olur.

Uydu



Bir gezegenin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gezegenlere uydu denir.

uydu

Uydu çevresinde döndüğü gezegen tarafından yörüngesinde tutulur. Gezegen uyduyu yerçekimi gücüyle kendisine çeker. Bir uydu kendi kendine dönmesini sürdürür. Gezegenler ve uydular yörüngelerinde milyonlarca yıl süreyle dönerler. Bunun nedeni, bunların hemen hemen boş olan uzayda hararet etmeleridir. Burada sürtünme ya da başka yavaşlatıcı etkiler çok azdır.

Bundan başka, herhangi bir gezegenin çevresindeki bir yörüngeye yeryüzünden fırlatılarak yerleştirilmiş uydulara da yapma uydu denir. Bu uyduların yörüngeye gönderilmesi ya da fırlatılması roket adı verilen güçlü motorlarla sağlanır. Belli bir yörüngesi bulunan bir uydu yeni bir yörüngeye oturtulabilir. Bu yörünge değişikliği uyduya bağlanan küçük roketler aracılığı ile yapılır. Fırlatma roketinde 3 bölüm vardır. En üstte bulunan uyduyu koruyucu bir örtü ile kaplar. Her bölümde mo-torlardan başka yakıt tankları da vardır. Birinci bölümdeki yakıt bitince bu bölüm düşer ve bir sonraki ateşlenir. Böylece roket yukarıya çıktıkça hafifler. Dolayısıyla roketin her bölümü uyduyu daha yükseğe ve daha büyük bir hıza ulaştırır. Son bölüm yörünge hızına ulaştığı zaman uydu serbest kalır. Yörünge hızı uydunun önceden saptanmış olan yörüngesinde hareket edeceği hızdır.

Bir çok uydu hiçbir zarar görmeden tekrar dünyaya döndürülür. Uydunun tekrar atmosfere girmesini sağlamak için üzerindeki küçük roketler (retro roket) ateşlenir. Bunlar roketi geriye doğru iterek yavaşlatırlar. Uydu dünyaya doğru inmeye başlar ve atmosfere girer. Dünyanın çekim gücü nedeniyle hız kazanır. Uydunun üzerinde hava sürtünmesinden doğan ısıdan korunmak için kalın ısı siperi vardır. En sonunda büyük paraşüt açılır ve uyduyu dünyanın yüzeyine yavaşça indirir.

Transistor



Elektronik tüplerin elektrik titreşimlerine genişletmekte kullanılan bir alettir.

transistör

Transistorlar germanyum, silikon ve selenyum gibi katı maddelerden yapılır ve yarı iletken kristaller kullanılır. Korunmaları için küçük metal kutular içine konulurlar ve tellerle birlikte radyo ve ya televizyon alıcılarına bağlanırlar. Transistorlarda elektrik akımını kuvvetlendiren düzenler (amplifikatör) vardır.

Transistorlü bir radyonun çalışması için küçük piller yeterli olmaktadır.

Telgraf



Bir haberleşme sistemidir.

telgraf

Telgraf haberleri bir telden geçen elektrik akımının aracılığı ile ulaştırır. Telgraf telinin bir ucunda darbeler şeklinde çalışan bir anahtar vardır. Anahtar aşağıya indirildikçe elektrik sağlayan güçle el temasa geçer ve elektrik akımı tele geçer. Telin bir ucunda bir elektromıknatıs vardır. Elektromıknatıs metal bir çubuğa sarılmış bir bobindir. Telden elektrik geçince metal, bir mıknatıs durumuna geçer. Akım geçmediği zaman mıknatıs özelliği yoktur. Devre kapandıkça akım geçer, elektromıknatıs çalışır ve bir demir çubuğu kendine çeker. Bu demir, elektromıknatısa çarparak tak şeklinde bir ses çıkarır.

Şimşek



Buluttan buluta ve ya buluttan yere elektrik boşanırken meydana gelen kırık çizgi biçimindeki çalıma şimşek adı verilir.


Bulutun altı ve üstü karşıt elektrik yükleri oluşturur. Buluta önce akımlar meydana gelir. Buluttaki negatif yük, toprakta pozitif yük oluşmasına sebep olur. Buluttan gelen, negatif ön akım topraktan gelen pozitif ön akım ile birleşir. Ön akımlar havayı iyonlarına ayrıştırır. İyonlaşan hava elektriği daha çabuk iletir. Büyük bir akım (dönüş akımı) topraktan buluta doğru gider. Çarpışmamış negatif bulut içinde birbirine değerse yere doğru ani bir akım meydana gelir. Bunu bir dönüş akımı izler.

Sürgülü Hesap Cetveli



Bir hesap makinesi gibi kesin hesap yapmamakla beraber, çok hızlı bir şekilde hesap yapılmasını sağlar. Boyları 30 cm. ve ya daha uzun olabilirler. Cepte taşınabilecek kadar küçük olanları da vardır. Bu hesap cetvelleri silindir şeklinde de olabilir. Bir silindir diğerinin içinde döner. Disk şeklinde de olabilir.


Hesap yapılırken, ortadaki hareketli kısım (dil) ileri ve geri kaydırılır. Cetvelin üstünde bir çok sıralar şeklinde dizilmiş sayılar vardır. İki sayının arası, ondalık şeklinde bölünmüştür. Cetvelin üstünde plastik ve ya camdan hareketli bir sürgü bulunur. Sürgü üstünde düşey bir çizgi çizilmiştir. Buna gösterge çizgisi denir.

Sürgülü hesap cetvelinde yapılabilecek en basit hesap bir sayının kendisiyle çarpımıdır. Bunu bulmak için; ikisi de cetvelin hareketsiz kısımlarında olan A ve D sayı sırasını kullanırız. Dolayısıyla dili hareket ettirmek gerekmez. 2,5 ile 2,5 çarpmak için, gösterge çizgisini D sırasındaki 2,5 sayısı üzerine getiririz. Göstergenin bu durumunda, A dizisinde gösterdiği sayı, 6,2 ile 6,3 sayısı arasın-dadır. Gerçek değerin kaç olduğunu tahmin ederiz. Bunu doğru olarak tahmin edebilmek için sürgülü hesap cetveliyle çok hesap yapıp, alışkanlık kazanmak gerekir. Bu hesaptaki gerçek değer 6,25 ‘tir.

Stereoskop



İçine konulup bakılan fotoğrafları 3 boyutlu gibi gösteren optik aletlere denir.

stereoskop

Stereoskopa bakıldığı zaman iki ayrı resim izlenir. Her bir göz ayrı bir görüntü görür. Beyin bu iki boyutlu görüntüleri bir arada değerlendirerek 3 boyutlu bir resim görülmesini sağlar. Başka bir yöntem ise, resimlerden birini kırmızı bir süzgeç, diğerini yeşil bir süzgeçle göstermektir. Kırmızı süzgecin bulunduğu göz yeşili, diğeri yeşil süzgeci kırmızı görür. Beyin ise bu görüntüyü 3 boyutlu ve siyah beyaz olarak algılar.

Solunum



Soluk alıp verme eylemine solunum denir.

solunum

Soluk aldığımız zaman akciğerlerimize hava girer. Bu havanın bir kısmı kana geçer ve kan aracılığı ile vücudun her yerine taşınır. Karbondioksit gazı ise, kandan akciğerlere geçer ve soluk verdiğimiz zaman akciğerlerden çıkan havayla dışarı atılır.

Soluk alıp vermeye ve akciğerlerdeki gaz değiş tokuşuna dış solunum, besin maddelerindeki enerjiyi açığa çıkaran bir takım tepkimelere de iç solunum denir.

Sinir Sistemi



Sinir sistemi beyin ve omurilikten oluşur ve vücudun eylemlerini yönetir.

sinir sistemi

Beyin merkezi sinir sistemini oluşturur. Beyin ve omurilikten çıkıp vücudun çeşitli kısımlarına giden sinirler kafatasındaki ve omurgadaki deliklerden geçerler. Buna da çevresel sinir sitemi denir Merkezi sinir sitemi ile çevresel sinir sitemi vücut dokularını birbirlerine birleştirir. Emirler her iki yöne doğru iletilir. Derinin her tarafında dokunma cisimciği denilen duyu organları vardır. Bu dokunma cisimcikleri herhangi bir yere değdiği zaman en küçük basınç değişikliğini bile saptarlar. Bu cisimcikler tarafından algılan bilgiler, sinirler ve omurilik yoluyla beyne iletilir. Bunlar beyinde yorumlanır. Böylece duyum algılanmış olur.

Sinema



Bir filmin beyazperdede oynatılmaya hazır olması için aylarca hatta yıllarca çalışmak gerekir.

sinema

Önce senaryo yazılır, yönetmen ve oyuncular saptanır. Sonra sıra çekime gelir. Filmin çekiminden yönetmen sorumludur. Yönetmenin idaresinde kameraları ve ses cihazlarını çalıştıran kalabalık bir teknisyen grubu çalışır. Kameranın önündeki bir mercekten filme çekilen cisimden gelen ışık geçer Kamerada ışığa duyarlı duyarkat (üzerine ışık düşünce kimyasal bir değişiklik geçirir ve resmi çekilen cimin görünmeyen bir görüntüsünü oluşturur) adlı maddeyle kaplı filmler kullanılır. Görüntü elde etmek için, filmin kimyasal yöntemlerle banyo edilmesi gerekir. Film makinesinde film otomatik olarak döner ve arka arkaya bir dizi resmin çekilmesini sağlar. Kamera genellikle saniyede 24 görüntü çekebilir. Aynı şekilde film göstericiden geçirildiği zaman da saniyede 24 görüntü geçer. Böylece tamamlanan filmin beyazperdedeki görüntüleri normal bir hızla geçer. Bazen görüntünün ağır çekimde olması gerekebilir. Kameranın hızı arttırılıp saniyede 48 görüntü çekilir. Fakat film göstericiden 24 görüntü hızıyla geçtiği zaman çok yavaş hareket ediliyormuş gibi bir görüntü elde edilir. Bazen de yüksek hızlı kameralarla saniyede 1000 görüntü çekilir. Bir kurşunun tabancadan çıkışı bu şekilde çekilir. Yine kamera ile saniyede 12 görüntü çekecek şekilde yavaşlatılıp, sonra göstericide 24 saniye görüntü hızıyla gösterilirse hareket normalden 2 kat daha hızlı olur. Tamamlanmış bir sinema filminde görüntüler ve ses aynı filmin üzerindedir. Oysa film çekilirken ses görüntüden ayrı kaydedilir. Çekim sırasında sahneye kameranın görmeyeceği şekilde bir mikrofon yerleştirilir ve ses kaydedilir. Seslendirme görüntülerin çekiminden sonra yapılır. Görüntü ile sesin eşleştirilmesi kurgu tarafından yapılır. Kurgucu ve yardımcıları çekimler arasından seçim yaparak bunları birleştirirler. Müzik ve efekt gibi sesler bu aşamada ses kuşağına eklenir.

Çekilen filmler makara denilen özel bir yuvarlağa sarılır. Film bir makaradan göstericiye geçer, buradan çıkınca bir diğer makaraya sarılır. Göstericinin içinde çok güçlü bir ışık kaynağı vardır. Bu ışık, bir ayna ve bir mercek sistemi yardımıyla paralel bir ışık ışını oluşturur. Önünden filmin geçtiği bu ışık, daha sonra film üzerindeki görüntüyü beyazperdeye yansıtan bir diğer mercek sisteminden geçer.

Sindirim



Besinlerin kana geçebilecek duruma gelebilmek için, ağızdan başlayarak bağırsaklara kadar uğradıkları fiziksel ve kimyasal değişimlerin tümüne sindirim denir.

sindirim

İnsanda sindirim sistemi, uzun boğumlu bir borudur. Ağızda başlar, artık maddenin ve sindirilmemiş besinlerin dışarıya atıldığı kapı olan anüste son bulur.

Besinler, ağızda çiğnendikten sonra dil ve boğaz kasları lokmayı aşağıya iter ve mideye indirirler. Mide içindeki özsuların ve kasların hareketiyle besinleri sindirmeye devam eder. Sıvı hale gelince buradan onikiparmak bağırsağına geçer. Onikiparmak bağırsağında ve bağırsakların öbür bölümlerinde karaciğerden salgılanan ve pankreas adlı organdan bir kanal yardımıyla özsular sindirime yardımcı olurlar. Onikiparmak bağırsağından sonra gelen incebağırsak çeperinde besin maddelerini soğuracak villus denilen binlerce mikroskopik çıkıntı bulunur ve incebağırsak besinleri kas çeperleriyle ileri doğru iter. Besinler burada kana geçer. Geriye artık maddeler kalır, bunlarda kalınbağırsağa geçerler. Artık madde içindeki su kalınbağırsak tarafından soğurulur. Böylece bu artık madde sonunda katı duruma gelerek dışkı oluşur. Dışkı anüsten dışarı atılır.

Ses



Esnek maddesel ortamlar içindeki dalga hareketine ses denir.

ses

Bir ses dalgası katı bir cisme, bir göl ya da deniz yüzeyi gibi bir sıvı yüzeye çarptığı zaman bu cismin içinden zayıflamış olarak geçer. Fakat katı bir cismin yüzeyinden, ses dalgasının bir bölümü geri gider. Yani ses dalgası, tıpkı ışığın parlak yüzeylerden yansıması ya da bir topun yerden zıplaması gibi yansıma yapar. Bu yansımalar yankıları oluşturur.

Bütün sesler hemen hemen aynı hızla hareket eder. Fakat kalın sesler, tiz seslere oranla daha uzağa gider.